DaBuLu

Yazarların Napolyon’u

Posted in Honoré de Balzac by yazikalir on 8 Eylül 2009

Balzac, aristokratından fahişesine her türden, her yaştan kadınla birlikte oldu, evlendi, çocuk yaptı. Büyük aşk yaşadığı Evelina Hanka. İlk aşkı, kendinden 22 yaş büyük sevgilisi Laure de Berny.

Honoré de Balzac, obur, şişman, pasaklıydı, tırnakları hep kirliydi. Herkesin içinde burnunu karıştırırdı. Ancak konuşunca…

Derleyen: AYŞE AKDENİZ  09/03/2003

“Kadın iyi hazırlanmış bir yemek masasıdır” dedi Balzac, “Yemekten önce ve sonra farklı görünür göze”. Böyle söyledi söylemesine ama, hayatı boyunca yemeklerini kıtlıktan çıkmış gibi yedi. Kadınlara da aynı iştahla yanaştı… Genç kadınlarla beraberlikten sıkıldığı için kendisinden yaşça büyük kadınları tercih etti. Hemen her ilişkisinin başında, kadınlara,  “Benim annem hiç olmadı, anne sevgisi hiç bilmedim” dedi. Balzac, kadın hayranlarından toplam 12 bin kadar mektup aldı. Bu mektuplar açık saçık, izahı yapılmış tekliflerle doluydu, ünlü yazar bu tekliflerin çoğunu kabul etti.
Biyografi yazarları, Balzac’ın güçlü kuvvetli olduğundan, yatak odasında değişik tecrübelerden hoşlandığından söz eder. Gerson, “Aristokratlarla, sosyete fahişeleriyle, pasaklı sürtüklerle birliktelikleri oldu” diyor en büyük Fransız yazarlarından Balzac için. Honoré de Balzac eserlerinde ortaya koyduğu çeşitliliği aşk hayatında da gösterdi. Aşka dair hasreti ve iştahı başka şeylerde de olduğu gibi doymak bilmez boyutlardaydı. Sadakatsiz olmasına karşın uzunca sürüp giden birkaç da duyarlı ilişkisi olmuştu.
Balzac yazmaya başladığı ilk dönemlerde cinsel saflığıyla övündü. Seksüel ihtirasla 23 yaşına geldiğinde tanıştı. Sevgilisi Laure de Berny 45 yaşındaydı. İlişkileri 15 yıl devam etti. Madam Berny, Balzac’ın eserlerinde karşılaştığımız, orta yaşlı yalnız kadın tipinin mükemmel bir örneğidir. Laure ile ilişkisi sırasında Düşes d’Abrantes ile de flört edecek zaman bulmuştu. 1825 yılında tanıştıklarında dul Düşes 40, Balzac 26 yaşındaydı. Balzac, Prens Metternich ile de birlikteliği olan Düşes d’Abrantes ile tanışır tanışmaz onu sahiplenmeyi kafasına koymuştu. İşin ilginç yanı Düşes sadece sevgili olmakla kalmamış Balzac’ın borçlarını da ödemişti.
Yaşı ilerledikçe hemen herkesle yatıp kalkmaya başlayan Balzac’ın en büyük iki ihtirası zengin kadın ve şöhretti. Böyle olmasının temelinde parasal nedenler de vardı. Emek ve dikkat isteyen yazarlık ile çaba isteyen sevgililik için gereken enerjiye fazlasıyla sahipti. Balzac kadınlar tarafından istenmeye alışkındı, ta ki 1832’de karşısına Fransa’nın en güzel aristokratlarından Marquise de Castries çıkasıya kadar. Marquise, “Balzac’ın dış görüntüsündeki iticiliğe katlanamayan kadın” olarak kayda geçen ilk kadındı muhtemelen; amma velâkin Balzac’ın intikamı edebi ve ölümsüz oldu. “La Duchesse de Langeais” adlı romanında Marquise’i rezil etti.

“Bianchan’ı çağırın!”
Bu sırada Madam de Berny artık 55 yaşındaydı. 33 yaşında kırılgan ve depresif dönemine giren Balzac’ın manen ve madden ona her zamandan daha fazla ihtiyacı vardı. Ve fakat bir gün Ukrayna’dan muammalı bir mektup aldı Balzac. Mektubun sonunda “Bir yabancı” yazıyordu. Mektubu yanıtladı. Bir süre sonra bir baronla evli olan bu kadının Evelina Hanska olduğunu öğrendi. Evelina ve Balzac bir yıl sonra gizlice İsviçre’de buluştular. Tahmin ettiklerinden çok daha şişman buldular birbirlerini gerçi, ama yine de âşık oldular. Yaşlı kocası öldüğü zaman Balzac’la evlenmeye söz veren Evelina ile Balzac birbirlerine yıllarca ihtiras dolu mektuplar yazdılar. Sevişebilmek için seyrek olarak Avrupa’nın belli başlı şehirlerinde buluştular. Balzac bu ilişkiyi “bal ve ateş” olarak tarif eder. Bir yandan Evelina’ya ihtiras dolu mektuplar yazarken Marie Louise du Fresnay isimli genç bir kadından bir çocuk sahibi oldu. Evli olan Marie, bebeğine kocasının soyadını verdi.
Kont Guidoboni’nin cazibeli karısı Frances Sarah Lovell ile Balzac’ın ilişkisi beş yıl sürdü. Bazı başka sevgilileri gibi yazarın bazı borçlarını ödeyen Frances’in de Balzac’dan bebeği oldu. Balzac ise bütün bu ilişkilerin yanı sıra bazı fahişelerle de beraberliğini yürüttü.
1841’de Evelina’nın yaşlı kocası öldü. Düzinelerle içtiği koyu kahveler yüzünden ağır mide hastası olan Balzac evlenip durulmaya karar verdi. O sırada Balzac’ın bebeğine hamile olan Evelina bu teklifi reddedince Balzac eski sevgilisi Louise Breugnol ile beraber yaşamaya başladı. (Evelina’nın bebeği ölü doğdu.) Balzac’ın sağlığı kötüye gitmeye başladı. Evelina acıdığı için Balzac’ın ölümüne yakın onunla evlendi. Tanışmalarının üstünden tam 17 yıl geçmişti. Evlendikten beş ay sonra Paris’te, karısının odasının yanındaki odasında öldü. Balzac ölüm döşeğinde “Bianchan’ı çağırın” diye inledi. Çağırdığı, “İnsanlık Komedisi” eserinin, kendi yarattığı kahramanı Doktor Bianchan’dı.
“Koca olmaktansa sevgili olmak daha kolay” dedi Balzac, “Bütün gün boyunca hazır bulunup, bağlantılar kurup bunları iyi bir biçimde belirtmek yerine; seyrek olarak iyi bir şey söylemek daha kolay olduğu için” diye açıkladı düşüncesini.

Mutsuz çocukluk
Balzac’ı yatılı okula gönderdikten sonra sevgilisinden bir bebeği olan annesi yazara hiç sevgi göstermedi. Balzac’ın çocukluğu çok mutsuz geçti. Sorbonne’da hukuk tahsili gören yazar üç yıl boyunca hukuk bürolarında çalıştıktan sonra kendisini Lediguiéres Caddesi, 9 numaralı evin odasına kapatıp yazmaya başladı. Eline geçen parasını olur olmaz işlere yatırdığı için çok kaybı oldu. Para konusundaki düşüncesizliği hayatının sonuna kadar devam etti. “Yazarların Napolyon”u olmak isteyen Balzac’ın çalışma masasında Napolyon’un büstü duruyordu.
Balzac yazı yazmaya gece yarısından sonra başlardı. Keşişlerin giydiği cinsten bir cübbe giyer, durmaksızın 16-18 saat çalışırdı. Çalışırken birkaç düzine kahve içer, bir yazarın kahve içmeden yazamayacağına inanırdı. İki kitap arasında da uçlarda yaşadı. Zenginler sınıfına yerleştikçe, oburluk sınırlarını zorlayan miktarlarda yemek yiyip, birden fazla ilişkiler yaşadı.
1822’ye kadar 10 yıl niteliksiz eserler yazdı, en pahalı elbiseleri bile kötü kullandı, tırnakları çok kirliydi, çok kiloluydu ve herkesin içinde burnunu karıştırırdı fakat kadınları iyi anladığı düşüncesi yaygındı! Konuşmaya başladığı zaman Balzac bir yıldız gibi ışıyordu. Sohbetinden hayat ve zekâ fışkırıyordu. Tutacak yeri altın, gümüş, turkuaz olan değnekler alır, değersiz ve kullanışsız antika toplardı. Balzac öteki yazarlardan birçok konuda farklıydı. Ölümü bile farklıydı. Öyle ki, içerek ölen büyük yazarlar arasında ölesiye “koyu kahve” içen tek yazardı muhtemelen. Son zamanlarda kalbinden rahatsız olan Balzac 1850 yılında 17 Ağustos’ta öldü. Cenaze övgüsünü Victor Hugo okudu.
Balzac delikanlılığında Sir Walter Scott’un eserlerinin içinde yaşadı.
İnsan sarrafı olan Balzac öteki yazarlardan farklıydı. Charles Dickens gibi mizahçıydı fakat Dickens’ın karikatürcü yönü daha genişti. Thackery gibi hicivciydi, taşlamayı seviyordu fakat Thackery’nin hiciv tutkusu daha fazlaydı. Meredith gibi analistti, ancak Meredith daha kurnazdı. Hayal dünyası Edgar Allan Poe gibi genişti ama Poe daha fantastik düşünürdü. Jonathan Swift gibi olumsuzcuydu ancak Swift daha iğneleyiciydi. Anlatımı William Defoe gibi realistti fakat Defoe’nun anlatımında gerçek gibi görünme daha baskındı. Scott gibi tabiatı ve insanı tarif ederken bıraktığı etki göz kamaştırıcıydı ve fakat Scott onun idolü ve ustası, efendisiydi.
Geçinebilmek için yazmak zorunda olan Balzac 92 roman yazdı. Tarihi romanı “Les Chouans” Balzac’ın edebiyat hayatının başlangıcıdır. Sir Walter Scott’un etkisi altında olan Balzac aynı yıl realist romanı
“Physiologie du mariage”ı çıkardı. Ondan sonraki 21 yıl boyunca örneği olmayan bir üretkenlikle yazdı. 1842 yılında kitaplarını “İnsanlık Komedisi” adı altında düzene soktu. Konuları Paris’den taşraya özel hayat, zengin aristokratlardan orta sınıfa, hizmetçilerden genç aydınlara, suçlulara, intikamcılara uzayan bir mozaik oluşturur, “Eugéne Rastignac” gibi unutulmaz karakterleri vardır. Balzac, edebiyatta realizmin yaratıcılarındandır. “Gariot Baba” adlı eseri edebiyat tarihinin başyapıtlarındandır. Politik, askeri, köy hayatı dışındaki kitaplar filozofik ve analitik çalışmalardır. En önemli başlıklar; “La Peau de chagrin”, “Le Curé de Tours”, “Eugénie Grandet”, “L’Illustre Gaudissart”,
“La Recherche de I’absolu”, “La Femme de trente ans”, “Gariot Baba”,
“Séraphita”, “Historie de la grandeur et de la décadence de César Birotteau”, “Ursule Mironet” ve “Kuzen Bette”tir.

Kuzen Bette
Balzac kendisini Fransa’daki sosyal hayatın teşhisçisi olarak düşündü.
“Kuzen Bette” adlı eserinde, Paris’in sosyal hastalığının aç gözlülük ve suçlu ihtiras güdüsü ile ortaya çıktığını kaydeder. Bu romanda, hastalıklar ve ölümler fiziksel bozukluklardan ziyade sosyal durumlara yanıt olarak ortaya dökülür. Mesela romanın kahramanları Adeline ve Hulot’un erkek kardeşi bir bakıma yorgunluk ve kederden ölürler. Madam Marneffe ve Crevel’in ölümü günahları yüzünden ilahidir, sefildir. Ve fakat Madam Marneffe son nefesini verirken bile baştan çıkarıcıyı oynar. Planı Tanrı’yı baştan çıkarmaktır! Nihai olarak Kuzen Bette intikam savaşını kazanır.
Honoré de Balzac sadece Fransız edebiyatının değil, aynı zamanda dünya edebiyat tarihinin dev isimleri arasında haklı olarak yerini alan yazarlardandır.
Cinsel hayatıyla ilgili bilgiler: Greg A. Mitchell


Yazarın içine alındığı listeler:
1- Bigamist
2- Üçlü aşklar
3- Orgiast
4- Anne düşkünlüğü
5- Para ödeyerek cinsellik
6- Sayı sayanlar
7- Maço
8- Kendisinden 20 yaş büyük-küçük kadınlarla beraberlik
9- İştahını, nefsini kontrol edememe, yemek fetişisti.
10- Pis ve pasaklılık
11- Kapatma (veya jigololuk)

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=2060

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: